Biletleri tükenen Canlar filmi için 16 Nisan Cumartesi günü, saat 19.00’da Pera Müzesi’ne ek seans eklendi.
Ünlü oyuncu Miranda Richardson Kadının Fendi (Made in Dagenham) filminin gösterimi için Türkiye’ye geldi. Richardson son filminin gösterimine katılmasının haricinde, Esin Küçüktepepınar’ın moderatörlüğünü üstlendiği bir söyleşi de gerçekleştirecek.
Söyleşi: 6 Nisan Çarşamba 19:30
Akbank Sanat
Özgürlük Yolu (The Way Back) filmi, kopyası yetişmediği için bu akşamki 19.00 seansında gösterilemeyecek. Bu film yerine Buz Sesi (The Clink of Ice) adlı film programa eklendi. Dileyen izleyiciler filmin diğer seanslarına bilet alabilecek, isteyen izleyicilere de bilet iadesi yapılacak. Bu film için ayrıca 9 Nisan Cumartesi saat 24.00’te bir ek seans düzenlenecek.
Amigo

Amerika’nın günümüzdeki Afganistan ve Irak’taki işgaliyle de bağlantılandırılabilecek bir emperyalizm hikâyesi anlatan Amigo, yönetmenin bundan önceki filmleri Yalnız Kovboy (Lone Star, 1996) ve Gümüş Şehir (Silver City, 2004)’den oldukça geride seyrediyor. Film, fazla sarkmasının yanında, çok şablon duruyor ve Amerikan emperyalizmine giriş dersi niteliği taşıyor. Sayles bundan önceki filmlerinde çok daha derinlikli ve bütünlüklü bir tablo karşımıza çıkarıp, ustaca bir anlatım diliyle meselelerini anlatırken, son filminde ne yazık ki gereğinden fazla naif ve didaktik kalıyor. Amerikalılarla yerlilerin mücadelesini ve işgalciyle ev sahibi arasındaki ilişkiyi yönetmen çok iyi bir şekilde tasvir ediyor; ama iş emperyalizm ve emperyalist ülkelerin yayılmacı politikalarına geldiğinde, film yeterli derinlikten yoksun kalıyor. Amigo John Sayles isminin çevresinde oluşan beklentileri karşılamaktan uzak olsa da, bir Amerikalının Amerikan empeyalist politikalarının geçmişte olduğu gibi şimdide de aynı şekilde devam ettiğini ayan beyan göstermesi açısından ilgiyi hak ediyor. (Barış Saydam)
Kanunsuzlar (Hors-La-Loi)

Cezayir asıllı Fransız yönetmen Rachid Bouchareb’in yönetmenliğini yaptığı Kanunsuzlar (Hors La Loi, 2010), Cezayir’in bağımsızlığıyla sonuçlanan sancılı bir sürecin hikâyesini üç erkek kardeş üzerinden anlatıyor. Kanunsuzlar’da, yönetmenin bir diğer filmi İsimsiz Kahramanlar (Indigénes, 2006)’a benzer biçimde yeni bir hayat, Fransız sömürüsü ve Cezayir hasreti arasında sıkışan Araplar’ın, Fransa’nın kenar mahallelerinde başlattıkları samimi fakat “kanun dışı” direnişin öyküsü çarpıcı bir biçimde filme yansıtılıyor. Filmde başlangıçta masum olan insanların zamanla mücadele ettikleri davada birer cellâda dönüşmesi ve bunun getirdiği bireysel sıkıntıların da altı çiziliyor. 1925’ten 1962’ye uzanan filmde Cezayir’deki güvensiz ortamdan Fransa’ya sığınan insanların “eve dönüş ümidi” ise üç kardeşin annesi üzerinden trajik bir biçimde anlatılıyor. Bouchareb’in bu yıl Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adayı olan filmindeki oyuncu kadrosu ve karakter özelliklerinin İsimsiz Kahramanlar ile birebir aynı olmasa da benzer olduğunu belirtmekte fayda var. (Meryem Babacan)