Türk Sinemasının Unutulmaz Senaristlerinden Ayşe Şasa
HAYAL PERDESİ - Gündem 22.02.2011

Türk Sinemasının Unutulmaz Senaristlerinden Ayşe Şasa

Ayşe Şasa, Türk sinemasının gelmiş geçmiş en iyi senaryo yazarlarından biri… 13 yıl çok yakınında olduğu Kemal Tahir’in yanı sıra, Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz, Yaşar Kemal, Bülent Oran, Giovanni Scognamillo, Halit Refiğ, Metin Erksan ve Atilla Dorsay gibi Türk kültür hayatının pek çok değeri uzun yıllar Ayşe Şasa’nın yanı başındaydı, hayatından gelip geçti. Ayşe Şasa, sağlık durumundaki ciddi bozulmalara rağmen, senaryoları, yazıları ve kitaplarıyla, daima Türk sinemasının ve kültür hayatının merkezinde oldu.

Sadibey sitesinden Hakan Sonok Türk sinemasının en önemli senaristlerinden Ayşe Şasa’yla ilgili bir yazı yazdı. Yazının satır başlarını sizlerle paylaşıyoruz.

Ayşe Şasa, 1960’lı yıllarda, Kemal Tahir, Halit Refiğ, Metin Erksan’la çok yakındı. Bu konuda şunları söylüyor:

“Kemal Tahir’i 1960’ta tanıdım. İlk gördüğüm zaman beni çok etkiledi Kemal Tahir. Çünkü benim içinde yaşadığım dünyanın çok dışında bir dünyadan söz ediyordu; Anadolu insanından, Osmanlı’dan söz ediyordu. Burada insiyaki olarak, o andan itibaren geleneğimi aramaya başladım. Ve Kemal Tahir çevresinde bu nedenle yer aldım. Yani Batı’ya karşı gelirken, ona karşı köklü, yerli bir gelenek arıyordum.Ve bu ihtiyacımı, bu arayışımı çok iyi cevapladı Kemal Tahir. (…) Kemal Tahir’in ‘Devlet Ana’sı; konusu, özü, biçimi itibariyle, Türk sanatını, 150 yıldır, acıklı biçimde pençesinde debelendiği Batılı trajik hayat görüşünden bütünüyle arıtıp, trajik olmayan yerli hayat anlayışına, bu anlayışın beslediği zengin yerli estetiğe kavuşturmuştur. Bu, yalnız Türk filmcilerini değil, Türk sanatının bütününe sunulmuş, çok geniş spektrumlu ölümsüz bir hayat kaynağıdır.

1968’de Halit Refiğ’in öncülüğünde billurlaşan ‘Ulusal Sinema’ görüşü, esinini şüphesiz Kemal Tahir’e borçluydu. O günden bu yana ve bugünden geleceğe, Türk sanatında, mahalli boyutun özgün derinliğini taşıyacak her kuramda, her üründe yine mutlaka Kemal Tahir’den bir iz olacaktır."

Ayşe Şasa’nın hayatında dönüm noktası 1981 yılıdır. O yıl İbnü’l Arabi’nin “Fusüsu’l-Hikem” adlı kitabını (Kabalcı Yayınevi tarafından Ekrem Demirli’nin çevirisi ve şerhiyle yayımlanmıştır) okumaya başladı. Klasik anlamıyla bir tasavvuf kitabı olmayan “Fusüsu’l-Hikem”, Avrupalı ve Amerikalıların teozofi, İslam filozoflarının ise ilm-i ilahi ya da marifetullah olarak tanımladıkları bir disiplini temellendirmeyi hedefleyen özgün bir kitaptır. “Fusüsu’l-Hikem” İbnü’l Arabi’nin öğrencisi Sadreddin Konevi’ye göre bir metafizik kitabıdır ve Allah’ın varlığını, O’nun âlemle ilişkisini konu edinmektedir.

Ayşe Şasa, “Fusüsu’l-Hikem” için şunları söylüyor:

“İslam’a ve İslam tasavvufuna yönelmemi, bütünüyle bir tek kaynağa, Hazreti Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü’l Arabi’ye borçluyum. Onun 1981’de okumaya başladığım, “Fusüsu’l-Hikem”i geleneğin sırlı kapısından girip şiir dolu bir aleme adım atmama vesile olmuştu. Yine, Hazreti Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin himmetiyle, derece derece ilerleyen “Fusüsu’l-Hikem” okumaları sayesinde, tam 18 yıl boyunca pençesinde kıvrandığım ağır sinir hastalığından bütünüyle kurtuldum. (…) Hayatımda karşılaştığım en olağanüstü metin “Fusüsu’l-Hikem”dir. (…) Kozmik bir şiir, kozmik bir müzik ve göksel bir mimari yapıtı olan o eşsiz metafiziği okudukça; ‘Ben bunca yıl bu kadar muhteşem bir söylemden nasıl da habersiz kalmışım,’ diye hayıflanıyordum. (…) 1981 yılından itibaren, tasavvuf düşüncesi, bilhassa Hazreti Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbnü’l Arabi’nin görüşleri bana çok büyük ışık olmaya, kaynak olmaya başladı ve o güne kadar hiç bilmediğim bir enerji verdi, bir neşe verdi.Doğrusu şimdi biraz da bu enerjiyi sinema alanına yansıtmaya çalışıyorum.Allah izin verirse… (…) “Fusüsu’l-Hikem”i okumaya başladığımda o güne kadar okuduğum, bildiğim her şeyden farklı, adeta kainatta bir üst alemden, bana doğru böyle bir ruh, bir rahmet akmaya başladı. (…) Müthiş bir büyülenme olayı oldu. Ve insiyaki olarak, yani çok ıstırap çekmiş bir hasta olduğum ve “Fusüsu’l-Hikem” bana ilk andan itibaren şifa vermeye başladığı için, kitabı bırakamadım. Devamlı olarak okudum. Okumaya devam ettim.”

Hakan Sonok’un yazdığı yazının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..