BARIŞ SAYDAM
Anlat İstanbul (2005) filminin yönetmenlerinden biri olan Selim Demirdelen’in ilk uzun metrajlı sinema filmi Kavşak, son yıllarda sıkça örneklerini izlediğimiz kesişen hayat hikâyeleri üzerine kurulu bir drama. Fakat Demirdelen’in filmi, bahsi geçen filmlerden oldukça farklı bir yerde duruyor. Bu tür kesişen hayat hikâyelerinin anlatıldığı filmlerde esas olarak vurgulanan şey her zaman insanların birbirlerine ne kadar yabancı kaldığıdır. Paul Haggis’in Oscar ödüllü Çarpışma filmindeki bir diyalog bu durumu çok net bir şekilde ortaya koyar: “İnsanlara sürünerek geçersin, insanlar sana omuz atar. Los Angeles'ta kimse sana dokunmaz. Her zaman bu metal ve camın (otomobilden söz ediyor) arkasındayız. Herhalde o dokunuşu o kadar özlüyoruz ki birbirimize çarpıyoruz; sadece bir şey hissedebilelim diye.” Kavşak filminin ise böyle bir derdinin olduğunu söylemek mümkün değil.
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.