Okuyucu Eleştrileri
Hayal Perdesi okuyucularından gelen film eleştirileri arasından seçtiklerini bu alanda yayınlıyor. Siz de yazılarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
09.10.2011 Memleket Meselesi

Mühür Kimdeyse Süleyman Odur

Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Dolayısıyla öncelikli olarak vatandaşlarının sosyal ve hukuki haklarını korumakla yükümlüdür. Fakat devletle vatandaşın hakkı karşı karşıya gelir ve çıkar çatışması da mevzubahis olursa hadisenin seyri ibretlik bir hale dönebilir. Böyle durumlarda akil olana affetmek(!) düşer ki aksi halde yaşanacak olaylar trajikomik bir sürecin kapısını aralayabilir. Yönetmenliğini İsa Yıldız ve Murat Onbul’un yaptığı Memleket Meselesi adlı film de mizahı kullanarak tam da böyle bir hikâyeyi anlatıyor.

 

Filmde, emekliliğine kısa bir süre kalan ve bütün öğretmenlik hayatı ismiyle müsemma bir şekilde “adalet” peşinde geçen; bu sebeple de otoriteyle arası pek de iyi olmayan Adil öğretmenin, çocuğu yaşta bir polis memurundan yediği tokadın sonrasında gelişen olaylar, mizahi fakat eleştirel bir dille anlatılıyor. Genel olarak devlet ve vatandaş arasındaki hak savaşımına odaklanan filmde, taşrada yaşayan bireyin, otoriteyi karşısına aldığı anda sahip olduğu gücün sınırları filmin temas ettiği en önemli noktalardan biri. Bir keçinin hayatını kurtarmaya çalışırken bir polis memurunun kaza yapmasına sebep olan ve sonrasında polisten yediği tokat mobese kameralarınca kaydedilen öğretmen, hakkını aramaya kalktığı anda bu görüntülerin “birilerince” silindiğini görüyor. Fakat bunun öncesinde seyirciler, yaşanan olaya mobese kameralarından tanıklık ediyorlar. Dolayısıyla hakkını arayan kişinin en büyük tanığı seyirciler, seyircilerin şahsında da toplum oluyor. Filmin devamında öğretmenin nezdinde yapılan bu mücadele, bir anlamda toplumun hak arama mücadelesine dönüyor. Bu açıdan değerlendirildiğinde Memleket Meselesi, bir öğretmenin kendisine otorite tarafından atılan tokadın hesabını toplumla birlikte hareket ederek yetkililerden sormaya çalışmasını konu ediniyor. Fakat sonu itibariyle bu hesabın sorulması için daha çok yol kat etmek gerektiği de anlaşılmış oluyor.

 

Haksızlığa uğrayan karakterin öğretmen sıfatı dikkat çeken ayrı bir unsur. Öğrencilerin tek tip üniformaları, muntazam sıraları ve koro halinde seslendirdikleri marşla açılan filmde; çocuğu ya da öğrencisi olabilecek yaştaki genç polisten tokat yiyen öğretmen karakteri, aslında yediği tokatla bir anlamda gerçekle de yüzleşmiş oluyor. Çünkü, nitelikli insan yetiştirmeyi kendisine şiar edinmiş eğitim camiasının bir ferdi olan öğretmen, verdiği emeğin neticesinin bu olduğunu görüyor. Olay toplum üzerinden okunduğunda da birçok sorunlu karakterin yetişmesine doğrudan ya da dolaylı olarak hizmet etmiş sonrasında da çok sayıda problemle karşılaşmış olan toplum sorunun muhatabını genellikle yanlış yerde aramaktadır. Bu ise sonucun sebep, sebebin sonuç olduğu kısır bir döngüyü doğuruyor.

 

Film, devletin kendi haksızlığını örtbas etme noktasındaki sınır tanımaz tutumu başta olmak üzere simgesel yapılar üzerinden ideolojileri ve bu ideolojiler üzerinden çıkar sağlamaya çalışan kesimi de yer yer sert denilebilecek bir üslupla eleştiriyor. Özellikle cami, heykel, büst gibi yapılar üzerinden iktidar ve sağ-sol eleştirisinin yapıldığı filmde mizahın dozuyla birlikte eleştirinin de dozu artırılıyor. Yapılan eleştirilerden medya da nasibini alıyor ve sesini bir internet sitesi üzerinden duyuran Adil öğretmen, daha önce kendisiyle “haber değeri olmadığı” için ilgilenmeyen medyanın ilgisini ancak popüler olduktan sonra çekebiliyor. İstediğini istediği kadar görünür kılan medya, öğretmenin mücadelesinde bir destek unsuru olmaktan çok popüler olana oynayan bir kurum olarak gösteriliyor. Memleket Meselesi’nin temas ettiği önemli noktalardan biri de devlet kurumları arasındaki hiyerarşik yapıda silahın, eğitime galebe çalması. Silah, gücü temsil ederken silahı görev icabı taşıyan kurumlar başta toplum olmak üzere devletin diğer kurumları üzerinde de yaptırım gücüne sahip oluyor.

 

 

Memleket Meselesi’nin kayda değer yönlerinden biri de yerel şivenin karikatürize edilmeden doğal bir şekilde kullanılabilmiş olması. Zira karakterlerin kullandıkları dilin yöreye has özellikler taşıması filmleri daha doğal bir atmosfere sokuyor ve böylece şehirde kullanılan dilin taşrada çekilen filmlerde kullanıldığında yarattığı yabancılık duygusunun ve iğretiliğin önüne geçilmiş oluyor. Bu anlamda belki başka bir yazının konusunu teşkil edecek başarılı filmlerden Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2002) ve Dondurmam Gaymak (2005) kullandıkları dille seyirciye doğal, dolayısıyla da gerçek bir dünya sunuyor. Memleket Meselesi de bu perspektiften bakıldığında izleyiciye yaşanan olayların yanı sıra taşradan da bir kesit göstermiş oluyor. Gerek coğrafya gerek kullanılan dil gerekse oyuncuların doğallığı bu kesitin gerçekliğini güçlendirirken filmi sinemanın kurgusal dünyasından da uzaklaştırmıyor.

 

İzleyiciye, ana olaya bağlanamayan yan karakterlerin sadece mizahi öğeler olarak filmde bulunduğu izlenimini vererek yer yer müsamere tadında komediye dönüşen sahnelere sahip olsa da Memleket Meselesi, netice itibariyle mesajını mizahtan da güç alarak cesur bir biçimde vermeyi başarıyor.

 

ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..