Frankenweenie animasyondan aldığı güçle Tim Burton filmleri izleyicisine bir umut gibi görünüyordu. Zira yönetmenin Sweeney Todd’dan (2007) sonra filmografisinin giderek düşen nabzına bir nebze merhem olabilirdi. Burton’ın 1984 yılında çektiği aynı adlı kısa filminden uyarlanan film, nostaljik bir şekilde yaklaşıldığında Burton’ın keyif aldığı bir çalışma olabilir; ancak seyirciyi tatmin edecek noktaya ulaşamıyor. Klasik Burton dünyasının hayat bulduğu film bir klasik olmasına ve animasyonun da yarattığı etkiye sırtını yaslamasına rağmen seyirciyi heyecanlandıramıyor. Şansını bir kere de animasyon ile denemek istemiş dedirtiyor.
Frankenstein, Dracula Mummy ve Godzilla’ya kadar yaptığı göndermeler ve alıntılarla film bir saygı duruşu niteliğinde. Burton sevdiği tüm kareleri ilk filminin içine itinayla yerleştirmiş ve bir nostalji yapmak istemiş. Filme bu açıdan baktığımızda animasyon olarak keyifli; ancak bir Burton filmi olmasına rağmen seyirci fazla beklentiye girmemeli. Film bir çocuğun sevgisinin derinliklerinden yaşamın akışını bozmaya cesaret eden karanlık tarafın en güzel ifadelerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.
Filme Dair Notlar
İlk yarıdaki durağan yapıya karşın, filmin ikinci yarısında ölü hayvanların tam bir kaos yaratması ritme dair sıkıntıdan bahsetmek için bir örnek. Elsa’nın Sparky ve Victor tarafından kurtulduğunda, onları kazığa oturtmaya hevesli kasaba sakinlerinin birden Victor tarafına geçmeleriyle Burton’ın filmlerinde ötekileştirdiklerini aynı safa dâhil etmesi fazla sempatik ve tavizkar duruyor.
Elsa’nın belediye başkanının zoruyla okuduğu şarkıda, her şeyin yolunda gittiği ve huzur ile ilgili kısmı seslendirdiği anda kasabanın bir başka tarafında yaratıkların kara bulut gibi insanların üzerine geliyor oluşu filmin şiirsel taraflarından biriydi.
Bilim adamının bir çeşit büyücü, farklı bir boyutun öznesi tasviri ile sunulması, bilimin metafizik olandan ayrı olmadan işlenmesi de yeryüzünde her şeyin iyi ve kötüye hizmet ettiğinin, bir amaç uğrunda olduğunun göstergesi. Varoluşa yapılan bilinçli her etki onun mahiyetini değiştiren, farklı bir boyut açan bir çeşit büyü mahiyetinde. Kötü ise varoluşun bütünsel mahiyetini kavrayamamış, hırs gibi sebeplerden kör, bilinçsiz, bütünü göremeyen ve hayatiyeti bozan şeklinde tasvir edilir. Buradan bakıldığında da Burton filmlerinde büyü, büyücü, cadı ve o dünyaya ait her şey bu hayatiyeti gözettiği ölçüde iyi ve hayatiyeti bozduğu ölçüde kötüdür. Kısaca farklı olanlar ve yaşamında metafizik bir duyumsamaya sahip olanlar önünde sonunda var olan düzeni bozmaktan, yeni tecrübelere kapı açmaktan, resmi ideolojiyi tehdit etmekten cadı ilan edilirler mesajı her filminde olduğu gibi bu filmin de ana söylemlerinden biri.
Farklı olanı asosyalliğin ötesinde ele alarak fiziksel ve ruhsal olarak eksik gibi gözükenin hayatı daha derinden duyumsadığını, iyi ve kötüye naif bir biçimden yaklaştığını seyrettiğimiz Makas Eller (Edwars Scissorhands, 1990) bu çizgide sanırım Burton’ın ötesine geçemeyeceği bir kült film olarak kalacak. Farklı olana yapılan atıf ne yazık ki artık klişeleşmeye yüz tuttu. Bir çeşit çocuk filmi olarak Frankenweenie uzun zamandır benzer filmlerin söyleminin tekrarlandığı bir çalışma.