Hayal Perdesinin Gözünden
Türk Sineması Araştırmaları
27.07.2013 Günlerin Köpüğü Balon Peşinde Bir Çocuk Ahmet Terzioğlu

İki günde roman yazan, karakterlerinin adını sayfalar ilerledikçe unutan, bilim kurgu olarak başladığı metnin ne olduğunu hatırlamakta zorluk çeken, şiirleri sonsuz salınım döngüsüne girmiş birer jöleyi andıran birine yazar demekte de zorluk çekiyor insan. Bahsettiğim ama bir türlü bahsetmediğim yazar, Boris Vian. Şimdi bir sürü okur için işler değişti.

 

Vian’ın deli dolu, kendine has kurgu kendine has bilimsel, olduğunca şiirsel metinlerine aşina olan biri, onun dünyasını tahayyül ederken hangi yönetmenin çatısı altına girmesi gerektiğini de bilir. Michel Gondry, sanırım bu noktada ilk akla gelmesi gereken isimlerden biri. Zira hayalle gerçeği, gerçekle onun alternative tüm çehrelerini buluşturan en başarılı isim kendisi. Hele ki Günlerin Köpüğü (L’écume des jours) bu benzersiz buluşma için kaçınılmaz bir “orta nokta”. Tıpkı uzun zamandır buluşmayan arkadaşların, birbirlerini ikna etmek için “ne senin dediğin, ne de benim” diyerek tam orta noktada buluşmaları gibi, müteveffa Vian, Gondry ile kaderin ördüğü ağların da katkısıyla, Günlerin Köpüğü sayesinde, 2013’de buluşuyor.

 

Şahsi Bir Gondry Özeti

Oyuncaklı video klipleriyle gençlerin yüreklerini hoplatan Gondry, sinemaya ilk adımını İçgüdü (Human Nature, 2001) ile attı. Bu ne şanstı ki, çoğu insan için önemsiz gibi duran ancak her yanından alt metin fışkıran bu filme sinemaya başlamak herkese nasip olmazdı. Gondry’ye oldu. Üç yıl sonra da Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind) geldi. O nasıldı? Anlatmamıza gerek yok. Bu film ile Gondry diye birinin varlığından haberdar olduk.

 

Peki, bir sürü klip, kendince bir şeyler anlatan kısa film sonrasında çektiği iki uzun metrajla bir anda sinema dünyasının ve sinefillerin en fazla adından söz ettiği yönetmen haline gelen Gondry’yi bu kadar önemli yapan neydi? Tabii yaratılan “patchwork” evren, tabii ki filmlerin sanat yönetimi dokusu ve tabii ki alışılmışın dışında işleyen görsel dünya. Yoksa, yoksa tabii ki olay Kaufman’daydı.

 

İlk bakışta kaotik gibi görünen bu fikri birazdan temellendireceğiz ama öncesinde birkaç noktaya temas etmek lazım. Bunun için de geleceği anlamak için geçmişe gideceğiz.

Gondry’nin filmografisine biraz özenle bakan gözler, bilim kurguyla fantezi arasında bir yerde dolanan erkek karakterlerin kadınlarla olan sorunlu aşk ilişkilerine odaklandığını görürler. Erkek çocuksudur. Bir kadınla tanışır. Fantastik dünyasının kapılarını ona aralar. Artık kadın da bu dünyanın parçasıdır. Kahramanımız ve aşkı bir yerden sonra gerçeklikten koparlar. İlişkinin devamlılığı, hikâyenin geleceğini de belirler. Yıkım ya da mutluluk, fantezinin gerçeklikle zedelenip zedelenmeyeceği, bir aşk hikâyesi omurgası üzerinde anlatı rodeosunu gerçekleştirir. Erkek protagonistin, bilim kurgusal ve fantastik öğeler taşıyan dünyasının bütünlüğü, ilişkisininin akıbetine bağlıdır.

 

Bir Gondry Filmi Aşağı Yukarı Ne Anlatır?

Formüller işimizi kolaylaştırır. İşte aşağı yukarı Gondry filmografisinin büyük kısmını oluşturan ve ona gerçek ününü veren filmlerin yapısal akışı:

 

Yalnız Protagonist (erkek) à BİLİM KURGU+FANTASTİK EVREN àAŞKIN HİKÂYEYE GİRİŞİ à ilişki ilerliyor à İLİŞKİDE SORUN VAR, FANTASTİK DÜNYA KADINA YETMİYOR à EVRENİN YIKILIŞI

 

Puff ve Lila’nın insan doğasının primitif yanları üzerine odaklanan sıkıntılı ilişkisi/ilişki girişiminde de bu mekanizma aynen işler. Joel ve Clementine için de durum farklı değildir. Birbirinin ses oyunu olan iki isme sahip Stephane ve Stephanie’nin hikâyesi de aynı tas aynı hamam ilerler.

 

Ancak Puff ve Lila’nın hikâyesinde, “İçgüdü” (Human Nature) adı üzerinde bir göreve soyunur. Joel ve Clementine’nin acıklı öyküsü, Sil Baştan ise belleğin, aklın sınırlarının ve öznelliğin eşsiz bir haritasını çıkarır. Lakin Stephan eve Stephanie bir ergen kompozisyonu gibi herhangi bir altmetin taşımaz. Derinliğe sahip değildir. Derdi yoktur. Mukavvadan ilginç şeyler yapabilen bir çocuğun gövde gösterisidir olsa olsa. Buna ne yazık ki, özellikle diğer üç örneğin yanında sinema demek pek doğru olmaz. Bu nedenle Rüya Bilmecesi (Science of Sleep, 2006)’ne olsa olsa “ilginç” bir klip diyebiliriz, Lütfen Başa Sarın (Be Kind Rewind, 2008)’ı da listeye eklersek, klip kelimesini çoğullaştırarak yolumuza devam ederiz: Klipler.

 

Gondry’nin çocuksu ve farklı mizansenleri güçlü bir metinle birleştiklerinde benzersiz sonuçlar verirken, Rüya Bilmecesi ve Lütfen Başa Sarın gibi filmlerde durum daha çok kötü işlenmiş, derinliksiz ilginçlikler/video klipler silsilesi olmanın ötesine ne yazık ki geçemiyor. “Sweedish” edilmiş dünya eğer görünenin ötesinde bir anlam teşkil etmiyorsa, imlâlarla bükülerek yeni bir dünyanın kapılarını açmıyorsa ergenlerin dünyasını altüst eden, bilgisayar masaüstlerini süsleyecek birer “imaj” olarak kalıyor.

 

Gondry için bu nedenle milat Kaufman olarak belirlenebilir. Kaufman’dan önce ve sonrası olarak kariyeri ortadan zarif şekilde katlanabilir. Velhasıl, Gondry metinle arası olan, derinlikli hikâye kurma becerisine sahip biri hiç olmadı. Görsel gücü yüksek, çarpıcı “el işi evreni”, eğer ki güçlü bir metinle karşı karşıya gelebilirse bir filmin, gerçek bir filmin sahip olması gereken kıvama rahatça ulaşıyor. Böylece  filmleri de görsel bir şölenden, şahane bir oyuncaktan daha fazlası olarak, kurcalanmayı hak etmenin ötesine geçerek bir filme dönüşüyor. Bu noktada başa dönüyoruz ve Boris Vian vatandaşı Gondry’nin yardımına yetişiyor. Gondry’nin ihtiyaç duyduğu, “el işi evrenine” en uygun metin, yine kendi gibi dağınık, anlatılarının dokusuna zaman ayıramayacak kadar hızlı yazıp, bir an evvel piyanokokteyl’inin başına geçmek isteyen Vian’dan geliyor.

 

Vian romanlarının dip notlarına bakarken, aslında Gondry sinemasının eksiklerini de görüyorsunuz. Vian metni akarken ona eşlik eden editör, yayıncı ve çevirmen dipnotları; Gondry sinemasının haletiruhiyesinin, eksiklerinin ve fazlalıklarının da ne olduğunu bize sayfa boyu, yazıldığı gibi hızla akan metnin debisine ayak uydurarak, ama çok da fazla göze batmayarak anlatıyor. Günlerin Köpüğü de bir önceki satırlarda yer alan “yazarlı” pozitif kısmı da, aynı yazarın metinlerinin “zorunlu dipnotlarının” negatif yanlarını da bünyesinde barındırıyor.

 

Vian savruk, aceleci, ulaşmak istediği amaca giderken yolda sıkılıp “derinleşme” olasılığını yitirme negatif potansiyeli yüksek, ancak janrlar arasında dolanırken bilim kurgudan felsefi bir metin, polisiyeden ciddi sorunsallara değinen bir hikâye çırakabilen de bir yazardı. Yaptığı işten sıkılıp farklı bir kimlikle eğlenmek istediğinde Vernon Sullivan olmasının ve kendisini İngilizceden Fransızcaya çevirmesinin nedeni de buydu. Gondry’nin sorunu da Vian’la aynı. Kendisinden sıkılmış, kendi evrenini “tüketicilerine” sunmakla yükümle olma cezasını yemiş biri. Ondan beklenen çok açık. Ama onun bir Vernon Sullivan kimliği yok.

 

İlginç bir hikâye, ilginç bir görsel dünyaya zemin hazırlıyor. Günlerin Köpüğü de böyle bir metin ve aynı zamanda bu sonuca koşmaya çalışan bir film. Lakin yolun sonuna yine gitmeden sıkılıyor. Üstelik kendinden. Yorgun düşen “formül”, yine iş başında çünkü. İlginçliği yok. Piyanokokteyl güzel ama o bile Vian’ın fikri. Gondry, muhtemelen birçok yönetmenin göz koyup düzgün bir yere varamayacağı metni alıp bir yere götürebilecek, bu hoş pası golle sonuçlandırıp gerçek bir asiste çevirecek ender potansiyele sahip yönetmenlerden biri. Ama durmadan aynı formül, aynı takıntılı karakterler, aynı kırılganlıklar üzerinde dolanan bir evren kurmanın ötesine geçemiyor ne yazık ki. Günlerin Köpüğü adıyla müsemma. Fransızcası daha afili, tıpkı Gondry’nin çektiği klipler gibi.

 

YORUM YAZ:
Ad Soyad:
Yorumunuz:
Kalan: (Sadece 600 karekter olabilir)
ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..