Son yıllarda Suudi Arabistan’ın, Ortadoğu’nun sıcak savaş gündeminden bağımsız ikliminde, kadın konusu ile öne çıktığına rastlıyoruz. Bu bağlamda Vecide’nin senaryosu ilk olarak akla geçen yıl Suudi Arabistan’da başlatılan, kadınların araba sürme hakkına ilişkin yürüttükleri kampanyayı getiriyor. Bakanlık tarafından aranıp tehdit edilerek ve kampanyayı yürüttükleri web sitesi hacklenerek eylemlerine izin verilmeyen kadın aktivistler süresiz eylem çağrısı ile kampanyayı sonlandırmak zorunda kalmışlardı. Vecide’nin senaryosu ile örtüşen bu kampanya, Arabistan’daki kadın mücadelesinin beslendiği yerin hayatın tam da merkezi olduğunu gösteriyor. Sinema salonlarının henüz yasak olduğu ve film seyretmek için Bahreyn ya da Dubai gibi komşu ülkelerin tercih edildiği bir ülkeden dünya pazarına girmiş olan Vecide, Suudi Arabistan’ın ilk sinema filmi. 38 yaşındaki kadın yönetmen Haifaa Al-Mansour’un çekmiş olduğu film, kadın haklarının en çok çiğnendiği ülkelerden birinde üretilmesi nedeniyle, akıllara İran sinemasında kadının tecrit edilmesi meselesinde sinemanın bir çıkış yolu olmasını getiriyor. Bu durum İran’daki İslam devriminin ardından meşruiyet kazanan sinemanın, Arabistan’da da Arap Baharı’nın ve demokratikleşme taleplerinin etkisiyle canlandığı şeklinde yorumlanabilir. Ülkenin dini yapısı ve geleneklerine aykırı olduğu için sansürle uzun yıllar uğraşmış ve kendi özerk sinemasını dünyaya kabul ettirmiş olan İran, elde ettiği özgürlüklerle Arabistan için ciddi bir örnek teşkil ediyor.
Bisiklet İçin Mücadele
Filme adını veren Vecide, ergenlik döneminin ilk kıvılcımlarını etrafına yaymaya başlayan bir ilkokul öğrencisidir. Bir gün sokakta arkadaşı Abdullah ile girdiği münakaşada, kendisine yöneltilen aşağı cins ithamları Vecide’de bir tür cinsiyet bilinci uyandırır. Çocuk yaşlarda bisiklet ya da değerli bir oyuncağının olması diğeri için cezbedicidir. Abdullah’ın bisikleti de Vecide ile olan arkadaşlığının albenili oyuncağıdır. Bir bisikleti olursa Abdullah’ı yarışarak yeneceğine inanır. Ancak Vecide’nin çarşıda gördüğü yeşil bisikleti alma isteği kız çocuklarının bisiklete binmesinin hoş karşılanmayacağı gerekçesiyle ilk olarak annesi tarafından reddedilir. Vecide’nin hayalini kurduğu yeşil bisiklet için münakaşaya girmeksizin mücadele etmeyi seçmesi kararlılığı ile açıklanabilir. Çocuksu isteğini sessiz sedasız, bir yetişkin gayreti ile elde etmeye koyulur. Bir şekilde para kazanması gerektiğini anlar ve okulda bileklik yaparak arkadaşlarına satmaya başlar. Kurnazca hamleleri bir tüccarınki kadar profesyoneldir. Kararlılığı ve bisikleti elde etme yolları ile baş etmesi Vecide’yi güçlü bir karakter kılarak çocuk olmasının ötesine geçirir. İşini kolaylaştırabilecek bir fırsat olarak okulda düzenlenen ödüllü Kur’an okuma yarışmasına katılmaya karar verir. 1000 riyal olan yarışmanın ödülü bisikletin parasını fazlasıyla karşılayacak miktardadır.
Vecide, Arabistan topraklarında kadınların yasaklar dünyasını aşmasında her türlü otoritenin karşısında duran bir çocuk-kadın karakterin temsili. Sokaktaki otorite Abdullah, okuldaki otorite öğretmen, evdeki otorite ise bazen anne bazen babadır. Arkadaşlarından farklı, mor renkte ayakkabı ile okula gelmesi, rock müzik dinlemesi Vecide’nin karakterine ve mücadelesine ilişkin ipuçları veriyor. Zamanla Vecide’nin öğretmenine karşı takındığı sessiz ama başkaldıran tavırlarına da tanıklık ederiz. Oysa içsel dünyasında bu mücadele kahredici yoğunluktaki masumiyetin sonucudur: Bir çocuk, cinsiyetine ya da yaşına bakmaksızın, bulunduğu coğrafya umurunda olmayarak yeşil bir bisikletin peşine düşmüştür. Kur’an okuma yarışmasında üstün bir performans göstererek sureleri ezberleme gayreti ona birincilik kazandırsa da öğretmeninin ödülünü zorbalıkla Filistin’e bağışlaması otoriteyle arasına aşılamaz bir mesafe dahakoyar. Filmdeki Filistin vurgusu âdeta küçük bir kız çocuğunun ruhunda kopan “arzu” fırtınasının, Ortadoğu’nun savaş ikliminden doğan sert rüzgârla mücadelesinde kazandığı üstünlüğü göstermek adınadır.
Arabistanlı Kadınlar
Filmde Arabistanlı kadın prototipinin panoramasını da görmek mümkündür. Vecide’nin annesi, geleneklere uymak zorunda olduğundan şoför refakatinde işe gidip gelmek zorundadır. Kocasının kıskanç tutumu ve gelenek baskısı ile sokakta tam tesettürlü olmak ve erkeklerin bulunmadığı iş yerlerinde çalışmak zorundadır. Tesettürlü kadının sadece evde süslenme alışkanlığı da aynı figür üzerinde gösterilir. Annenin bu geleneklere uygun tipolojisi bağlı olduğu erkek, yani baba ile mücadelesinde açık verir. Erkek evladının olmayışı film boyunca babanın yeniden evlenme ihtimalini diri tutar. Kadın, zihninde bu ihtimalle sürekli savaşmak zorundadır. Film boyunca toplumsal erke çeşitli alanlarda kendini kabul ettirme çabasında olan kadın figürleriyle yüzleşiriz. Ancak anne, kızı kadar mücadeleci ve kararlı değil hatta daha naif bir karakterdir. Konformist yaşam şekilleriyle dikkat çeken erkekler ise kadınlar üzerinden tanımlandığı için tepedeki baskının oluşmasına zemin hazırlayan temel unsur olarak karşımıza çıkarlar. Vecide’nin isminin ailenin soyağacına kız çocuk olduğu için dâhil edilmemesi, çocuk yaşta sınıf arkadaşının evlendirilmiş olması gibi filmi besleyen ataerkil hikâyeler Vecide’yi Arabistan rejiminde nefes almaya çalışan kadının masum ve çocuksu sesi ilan eder.
Vecide, yeşil bisikleti elde etmek için gösterdiği çaba ile akıllara İran sinemasının gayretli çocuk karakterlerini getirir. Ancak İran sinemasındaki hakikat, din, kadın-erkek ilişkileri ya da çocuk karakterlerin mücadelesi felsefi bir dille anlatılır. Örneğin Abbas Kiyarüstemi, filmlerini varoluşsal sorgulamalar ekseninde donatırken Mecid Mecidi sınıfsal farklılıklara yaptığı vurgu ile senaryolarını katmanlaştırır. İki yönetmenin de karakterlerinin serüveni maddi ve manevi topyekûn bir arayıştan beslenir. Bu sayede hakikat menşeili olabilen İran sineması, zengin senaryoları ve kurduğu dil ile çağdaş sinemayı yakalar. Vecide ise, rejim karşıtı söylemi ile dikkat çekmesine rağmen doğulu-batılı karşıtlığıyla sınırlanan felsefi yapısı nedeniyle daha iddiasız ve ticari bir filme dönüşmektedir. “En İyi Film” kategorisinde Oscar’a aday olması da Vecide’yi, bu ideolojik karşıtlık üzerinden üretilen filmlerden herhangi biri haline getirir. Deforme olmuş muhafazakârlık sunumu ile toplumsal olaylara değinme çabası hem oryantalizmin ekmeğine yağ sürmekte hem de aslında bunun için ticari bir farkındalık yaratmaktadır. Vecide’nin Suudi Arabistan’ın ilk filmi olması ve bir kadın yönetmen tarafından çekilmiş olması önem taşırken Suudi Arabistan sinemasının kendine has orijinal bir dil yakalaması için epeyce zamana ihtiyacı olduğu söylenebilir.