İran’ın önde gelen sinemacılarından Cafer Panahi ve Muhammed Resulov’a "yönetime karşı çalışma" suçlamasıyla 6’şar yıl hapis cezası verildi.
Politik ve sosyal filmlerle tanınan, uluslararası üne sahip İranlı muhalif yönetmen ve yapımcı Cafer Panahi’nin avukatı Feride Keyrat, müvekkilinin ayrıca yirmi yıl boyunca film çekmeme ve senaryo yazmama cezası aldığını, bu süre boyunca ülkeden çıkış yasağı getirildiğini de söyledi. Panahi’nin avukatı kararı temyiz edeceklerini açıkladı.
Başka bir muhalif film yapımcısı Muhammed Resulov’un da aynı suçlamayla 6 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi. Muhammed Nurizad adlı film yapımcısı ve yönetmeni de daha önce hükümete karşı propaganda yapmak ve ülkenin liderlerine hakaret etmek suçlamalarından 3 yıl 6 ay ceza almıştı.
Panahi ve Resulov, İran’da geçen yıl Haziran ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefeti desteklemişti. İran’daki muhalefet gösterilerini filmleştirilecek iddiasıyla 2010 yılının Mart ayında tutuklanarak cezaevine atılan Panahi, cezaevinde açlık grevine başlamış, birçok İranlı ve yabancı sinemacı da İran yönetimini protesto etmişti. Panahi, üç aylık tutukluluğunun ardından kefaletle serbest bırakılmıştı.
63’ncü Cannes jüriliğine davet edilen ancak cezaevinde tutulduğu için katılamayan Panahi’nin 67. Venedik Film Festivali’nde The Accordion adlı kısa filmi gösterilmiş, ancak ünlü yönetmen İran yönetimi ülke çıkışına izin vermediği için festivale katılamamıştı. Festivale gönderdiği mektupta Panahi şöyle demişti:
"Artık hapiste değilim, serbest bırakıldım, ama ülke dışına seyahat etmem ve film festivallerine katılmam hala yasak. Ayrıca son beş yıldır film çekmem de resmi olarak yasaklanmış bulunuyor. Film çekmesine izin verilmeyen bir yönetmenin zihnine kilit vurulmuştur. Küçük bir hücreye tıkılmamış olabilir, ama aslında çok daha büyük bir zindana atılmıştır.
Gerçi hapiste acı deneyimler yaşadım, ama hapiste yatmak, biz dünyanın film yönetmenleri ve sinema tutkunlarının tüm kültürel farklılıklara karşın aynı dili konuşan bütünleşmiş bir topluluk olduğumuzu kavramamı sağladı. Hapisteki en umarsız günlerimde, açlık grevindeyken, kendimi sürekli olarak bu topluluğun onurlu bir üyesi olarak gördüm; o yüzden de, mesleki onurumu korumaya, kendime ve mesleğime sadık kalmakta kararlı davranmaya çalıştım.
Kanımca, beni destekleyenler, sinemaya ve bir film yönetmeninin kendini özgürce ifade etme hakkına sonuna kadar inanan bireyler ve kuruluşlardı. Umarız, bu inancı bir gün dünya hükümetleri de paylaşırlar."
Cafer Panahi bu ay başında 61’nci Uluslararası Berlin Film Festivali’nin jüri üyeliği için de davet edilmişti. (AA, derleme)