Neden film izliyoruz? Bu sorunun cevabını vermeden önce başka bir soru üzerine düşünmek gerek: Neden film çekiyoruz? Ya da bir insan neden film çeker?
Edebiyatta ve birçok sanat dalında olduğu gibi sinemada da bir şey üretmek, insanın “derdini ifade etme gereksinimi” olarak tanımlanabilir. Derdi olmayan kişi ne bir kitap yazar, ne resim yapar, ne de film çeker. Niyazi Mısri Hazretleri’nin buyurduğu gibi:
“Derman aradım derdime derdim bana derman imiş
Burhan sorardım aslıma aslım bana burhan imiş...”
Sanatın tüm dalları, kendimizi ifade edebilme çabamız aslında. Kendimizi arayışımız, keşfimiz, kendimizi tanımamız. Yani kendini bilmek... Peygamber Efendimiz, “Kendini bilen Rabbini bilir.” buyurmuş.
Tam da bu noktada, son dönem Türk Sineması’nın büyük bir ustasının söylediği bir söz geliyor aklıma. Üstat, yaratanın karşısındaki aczini idrak ve ifade edebilmek için film yaptığını söylüyordu.
Bu konulara ucundan değindikten sonra şimdi tekrar sorumuzu sorabiliriz: Neden film izliyoruz?
Bu soru için benim kendimce bir cevabım var. Fakat söylemeyeceğim. Çünkü bu soru için herkesin kendince bir cevabı olabileceğini düşünüyorum, olmalı da…
Neden film izlediğimizi lütfen kendinize sorun. Ben söylemeyeceğim ama kısa bir ipucu vermeden de edemeyeceğim.
Sinemaların duvarlarında nasıl ki çeşit çeşit film afişi asılıysa, hatırlarsınız lunaparklarda da bir odanın içinde yan yana asılı birbirinden farklı birçok ayna olurdu. Bu aynaların her biri bizi farklı gösterirdi: Olduğumuzdan daha uzun, daha ince, daha büyük, daha şişman gibi... Hâlbuki bizi biz olarak gösteren tek bir ayna var: Hepimizin evlerinde, odalarında, kapı arkalarında asılı olan düz ayna...
Sonuçta biz lunaparklarda yaşamayız. Ama lunaparklardaki aynaların bulunduğu o odada da mutlaka bir düz ayna vardır.
Kendinizi nasıl görmek istiyorsunuz?
Hz. Mevlana’yı hatırlatarak yazıyı bitirmek istiyorum...