Hayal Perdesinin Gözünden
Türk Sineması Araştırmaları
29.03.2015 Geronimo Çingenenin İpini Kendisine Çektirirler Nesibe Sena Arslan
2004 Cannes Film Festivali En İyi Yönetmen ödülünü Sürgündekiler (Exils) filmiyle alan 66 yaşındaki Tony Gatlif, 1975’ten bu yana neredeyse her iki yıla bir film sığdırıyor. Gatlif, yönetmenliğinin kırkıncı yılında bu defa Geronimo ile karşımızda. Beyazperdeyi çingenelerin vatanı kılan Romen asıllı Fransız yönetmen kamerasını yine çingenelere doğrultmuş, fakat bu kez önceki filmlerinden çok daha farklı bir üslupla.
 
Hikâye Güney Fransa’da bir sahil kasabasında, biri Türkiye diğeri İspanya’dan iki çingene aile arasında geçer. Nil (Nailia Harzoune), ailesi tarafından zorla evlendirildiği gün sevgilisi Lucky’yle (David Murgia) kaçar. Onların kaçışı, aileleri birbirine düşman eder. Mahallenin gençlerine neredeyse bir anne gibi göz kulak olan Geronimo (Céline Sallette) iki tarafı sakinleştirmeye, kız kardeşini öldürmeyi kafasına koyan Fazıl’ı (Rachid Yous) durdurmaya ve ihtiraslı genç âşıklara yardım etmeye çalışır.
 
“Talihsiz âşıklar” hikâyesiyle Romeo ve Juliet’in bir başka uyarlaması gibi karşımıza çıkan Geronimo, bu yalın konuyu yeni bir yorum getirmeksizin ele alır. Dolayısıyla, hikâye yetersiz kaldığı için tatmin etmiyor. Bunun bir diğer sebebi de karakterlerin içyüzleri hakkında filmin hiçbir yönlendirmede bulunmaması. Filmin adını aldığı Geronimo bile sanki bir geçmişi olmayan ve nereden geldiği bilinmeden beyazperdede öylece beliriveren bir karakter. Hikâyenin Türk tarafında, Nil kaçtıktan sonra toplanan mecliste ailenin delikanlıları, bilhassa Fazıl, namuslarını temizlemek için Nil’in peşine düşmek zorunda olduğunu, üstelik “adetlerin” de böyle gerektirdiğini dile getirir. Bunun üzerine yaşlılardan biri, bu “adet” ve “gelenek” merakının nereden geldiğini bilmediğini, babaları ve dedeleri göçtüğünde geride bıraktıkları topraklarda adetlerini de bıraktıklarını söyler. Üstelik bütün bunlar olurken, adetlerin savunucusu Fazıl Fransızca, amcasıysa Türkçe konuşur. 107 dakikalık seyirde, film üzerine mesnetli bir tartışma sunma ihtimali olan bu sahne, tıpkı karakterler ve trajik olay örgüsünde olduğu gibi bir an için parlayıp hızla yok olur. Kısaca film, gaipten beliren ve birden kaybolan ışık, ses ve renkler yumağı olarak kalıcı bir tesir bırakmaksızın başlar ve biter.
 
Öte yandan, filmin mahiyetindeki "topraksızlığa" dönük yavanlık, biçimde bu denli bir zayıflıkla çıkmaz karşımıza. Özellikle açılış sahnesinde, gelinliğiyle soldan sağa doğru koşan Nil ve sağdan sola doğru motosikletini süren Lucky’yi izleyen kamera heyecan verici bir mekân hissi uyandırır. Kameranın en fazla kişiselleştiği ve hikâyenin başat bir parçası haline geldiği açılış sekansında, Nil ve Lucky’nin aklı bir karış havada ve zevkten dört köşe halleri filme taze ve keyifli bir başlangıç sağlar. Belki bir kısa film için yeterli gelebilecek takip kamerasının bu başarılı kullanımı ve motor üstünde hızla yol alıyor hissi yaratan “titrek” görüntüler, Geronimo gibi uzun bir film için ne yazık ki yeterli değil. Yine de film, görüntü yönetmeni Patrick Ghiringhelli’ye çok şey borçlu.
 

Gatlif filmlerinde görmeye alışık olduğumuz müzik Geronimo’da da başrolde. Diğer filmlerinde daha çok geleneksel çingene müziği ve dansını tercih eden Gatlif bu filmde Türk ve İspanyol müziğinin hip-hop ritimleriyle yeniden uyarlamalarını kullanmış. Telaş ve gerilim hissi yaratan davul ve gitardan yükselen ritmik ve başına buyruk müziğin kurguya ve hikâyeye katkısı pek çok sahne için olumlu yönde. Fakat filmin çok önemli dakikalarına müzikal belkemiği olmuş biri var ki onu duyan başka milletlerden insanlar asla bir Türk’ün yaşadığı tuhaflığı yaşayamaz. İki ailenin gençlerinin karşı karşıya geldiği sahnelerde İbrahim Tatlıses’in yorumuyla bir uzun hava kulağımıza dolarken sinema salonlarında bunun karşılığı gülüş hatta kahkaha oluyor. Tatlıses sürprizi bir yana, gençlerin karşı karşıya geldiği bu sahnelerde kavga ve çatışmanın yerine müziğin ahengine uyumlu “dans kapışmalarından” da bahsetmek gerek. Bu durum, bir sinema filmiyle muhatap olduğumuz gerçeği yerine bir müzik klibi izliyoruz hissi yaratmaktan öteye geçemiyor. Uzun lafın kısası Geronimo, karakterlerinden hikâyesinin nasıl işlendiğine, hatta bir sinema filmi olup olmadığı hususunda dahi yer yer tökezleyerek gözümüzün önünden gelip geçiyor. 

YORUM YAZ:
Ad Soyad:
Yorumunuz:
Kalan: (Sadece 600 karekter olabilir)
ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..