Söyleşi
Yıldız Derya Birincioğlu SÖYLEŞİ:Meltem İşler Sevindi Kadın çalışmalarına yöneldiyseniz otomatikman feminist olarak etiketleniyorsunuz.
17.04.2018 Filmlerin Değişmez Ötekileri

İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Yard. Doç. Dr. Yıldız Derya Birincioğlu, Türk sinemasında darbeler, toplumsal cinsiyet ve sinema, auteur sinema, toplumsal bellek ve sinema üzerine akademik çalışmalar yürütüyor. İstanbul Üniversitesi’nde, 2015 yılında “Türk Sinemasında Kadınsılığın Ulusallaşması (1946-1960 Dönemi)” başlıklı doktora çalışmasını tamamlayan Birincioğlu ile siyasi söylemin filmdeki kadın karakterlere nasıl yansıdığını konuştuk. Geçmişten bugüne, siyasi iktidarlar veya toplumsal eğilimlerin değişimiyle kadın temsilinin değişip değişmediğini tartıştık.

Türk sinemasında kadınsılığın ulusallaşması üzerine çalışmaya nasıl karar verdiniz?

Yüksek lisans tezim seksen darbesi üzerineydi. Orada yine bellek üzerine çalışmıştım. Hatırlama kültürü, unutma kültürü... Sinemanın ciddi bir hatırlama ve unutma süreci oluşturduğunu düşünüyorum. Yüksek lisanstan sonra altmış darbesine bakmayı düşünüyordum ama o süreçle ilgili çalışmalar vardı. Bense darbeye götüren süreci, yani Menderes dönemini çalışmaya karar verdim. Altmışlardaki siyasi duruma bakmak için, elli-altmış arası hakkında çok çalışılmıştı. Hâlbuki ellilere birden bire gelinmedi. Belleği doğuran ve yaratan süreç 1946-50 yıllarıydı. Demokrat Parti’yi oluşturan yapı CHP’nin içinden çıktı. Menderes o süreçte orada yer almıştı. CHP’nin dönüşen yapısını ve Menderes döneminin kadınla ilişkisini ortaya çıkartmaya çalıştım. Kadın bu aşamanın neresindeydi?  

Peki, çerçeveyi nasıl oluşturdunuz?
Türk sinemasında kadın ve milliyetçilik hakkında fazla çalışma yok. Temelde milliyetçilik ve kadın üzerine yoğunlaşmak istiyordum. Doktora tezimin danışmanı Murat İri, benden önce 1923-46 dönemini çalışmıştı. Çıkış noktam onun tezi oldu. Tezi okuduktan sonra devamında bir şey yapabilir miyim diye düşündüm. Belki bu çalışmayı da başka birileri devam ettirir. Böylece Türkiye’deki siyasi dönem ile sinema arasında bir ilişki kurulabilir ve güzel bir külliyat oluşabilir diye düşündük.
 
Birinci Dünya Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na ilerleyen süreçte neler olmuş, insanlar milliyetçilikten ne kadar etkilenmişler, Türkiye bu işin neresinde? Türkiye’de ciddi bir siyasi değişim var. Peki, bu değişimle milliyetçilik hareketleri ne kadar uyumlu, yeni bir ulus devlet yaratmada neler ortaya koyuyorlar? Peki, bunu erkeklere yüklenen rollerle mi kadınlara yüklenen rollerle mi gerçekleştiriyorlar? Bir de bunun tabii sinemadaki yansıması nelerdi? Peki, Türkiye sinemayı propaganda için kullanıyor muydu kullanmıyor muydu? Temeldeki çıkış düşüncem buna bakmaktı. 
 
Çalışmanızda nasıl bir yöntem kullandınız ve hangi kuramlardan faydalandınız?
Kadın üzerinden gittiğimiz için feminist teori bizim için önemliydi. Mulvey, Butler mutlaka olması gerekenlerdendi. Daha çok betimleyici ve yorumsayıcı bir yöntem üzerinden ilerledik. Ağırlıklı olarak feminist teoriden yararlandık ama onun dışında milliyetçilik kuramlarından da yoğun olarak beslendik. Onu hazmettikten sonra milliyetçilikle kadın arasında ilişki kurdum. Bir sonraki aşamada Demokrat Parti döneminin siyasal yapısıyla ilgili literatür taraması yaptım. Sonra Milli Kütüphane’de dönemin dergilerini buldum tek tek okudum. Onlar üzerinden bir fikir elde ettim ve bütün bunları notladım.
 
Çalışmanızı kapsamını neler oluşturuyor? Filmleri belirlerken nelere dikkat etiniz?
Altı yüz otuz dokuz filme baktım ve içlerinden altı tanesini seçtim. Filmin ne kadar popülerleştiği, izleyici üzerinde ne kadar etki bıraktığı ve bu etkinin sonraki dönemlerde devam edip etmediği gibi sorular seçme nedenlerimin başında yer aldı. İkinci olarak, farklı kadın temsillerini bulmaya çalıştım. Biri kamusal alanda yer alabilecek bir kadındı. Diğeri daha özel alana hitap edecek bir kadındı. Dönemsel olarak da dikkat ettim tabii. 1949’daki filmle başlıyor ve 1960’la sonlanıyor. Türkiye’deki sinema tarihçilerinin ve kuramcılarının neler söylediğine de baktık. Sonra sosyoekonomik, siyasi yapıyı incelemek gerekiyordu. Kültürel altyapı nasıldı? İletişim çalışmaları var mıydı? Sinemayla ilgili neler konuşuluyordu? Edebi metinler hangi konulara ağırlık veriyordu? Ne tür müzikler yapılıyordu? Bunun gibi farklı sorulara cevap ararken, bütün bunların filmlere nasıl yansıdığını inceledim.
 
 
(Söyleşinin tamamını Hayal Perdesi’nin 63. sayısında okuyabilirsiniz.)
 
ARKADAŞINA GÖNDER:
Ad Soyad:
Email Adresiniz:
Arkadaş(lar)ınızın Email Adresi:

birden fazla email adresi yazacaksanız boşluk ile ayırmalısınız.
NOTUNUZ:
Bilim ve Sanat VakfıKüre YayınlarıKlasik Yayınlarıİstanbul Şehir Üniversitesi
Hayal Perdesi © 2010 - [email protected] Yayımlanan malzemenin bütün hakları Hayal Perdesi’ne aittir. Kaynak göstererek alıntılanabilir. Yazıların sorumluluğu yazarlarına, reklamların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir..